Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın 29 Ekim!

Ön Not: Bu içerik, Varlık Lisesinin 2019 yılına ait orijinal web içeriğidir. Varlık Lisesinin güncel bilgileri için Anasayfamızı ziyaret edin.

Varlık Lisesi olarak Türkiye Cumhuriyeti‘nin 96. kuruluş yıldönümünü Varlık Lisesi Leylâ Erbil Konferans Salonumuzda gerçekleştirdiğimiz etkinliklerle kutladık.

29 Ekim Salı günü saat 11.00’de saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasına müteakip eğitim koordinatörümüz Ali Apaydın’ın açılış konuşmasıyla başlayan tören, 29 Ekim 1923 günü temalı belgesel gösterimi sonrasında Prof. Dr. Nami Başer‘in “Cumhuriyet’in Egemenlik Kavramı” başlıklı konferansıyla devam etti.

Varlık Lisesi öğrencileri, öğretmenleri ve çalışanlarının hazır bulunduğu törene velilerimizin yanı sıra birçok ilgili de katıldı.

Tören konferans sonrasında gerçekleştirilen resepsiyonla sona erdi.

Kütüphanemize ismini verdiğimiz Prof. Dr. Nami Başer’in kutlamamız kapsamında yaptığı Cumhuriyet’in Egemenlik Kavramı adlı sunumu.

Etkinliğimize katkı sunan tüm öğretmenlerimize, öğrencilerimize, velilerimize ve konuklarımıza teşekkür ederiz. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın 29 Ekim!


Arşiv Notu: Bu kutlama, Varlık Lisesinin yeni yerleşkesindeki Leylâ Erbil Konferans Salonunda düzenlediği ilk Cumhuriyet Bayramı etkinliğini belgelemektedir. Etkinlik programı, Varlık’ın kurumsal kimliğini yansıtan üç katmanlı bir yapı sunar: Ali Apaydın‘ın açılış konuşması (kurumsal duruş), 29 Ekim 1923 belgeseli (tarihsel bilinç) ve Prof. Dr. Nami Başer‘in “Cumhuriyet’in Egemenlik Kavramı” başlıklı konferansı (felsefi derinlik). Nami Başer’in —adı yeni yerleşkedeki kütüphaneye de verilen filozof— konferans için davet edilmesi, Varlık’ın entelektüel çevreyle kurduğu ilişkinin ve Cumhuriyet Bayramı’nı yalnızca bir tören değil, kavramsal bir sorgulama zemini olarak gördüğünün göstergesidir. Bu etkinlik Varlık’ın Ayrancı’daki yeni yerleşkesinde kurumsal kültürünü inşa etmeye başladığı ilk ayların belgesidir.

FKSD 5. Sonbahar Buluşması

Ön Not: Bu içerik, Varlık Lisesinin 2019 yılına ait orijinal web içeriğidir. Varlık Lisesinin güncel bilgileri için Anasayfamızı ziyaret edin.

Felsefe Kültür Sanat Derneğinin düzenli olarak gerçekleştirdiği sonbahar buluşmalarının beşincisine Varlık Lisesi olarak katkı sunduk. Bu yıl Ankara Goethe Institut Konferans Salonunda 26-27 Ekim 2019 Cumartesi-Pazar günlerinde gerçekleştirilen etkinlikte günde iki oturum olmak üzere toplam dört oturum yapıldı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kubilay Aysevener üstlendiği sempozyumda, Aysevener’le birlikte Ankara, İstanbul ve İzmir’den toplam 8 akademisyenlerin konuşmacı olarak katıldı.

Üniversite öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği etkinliğe öğrencilerimizin yanı sıra mezunlarımız ve velilerimiz de bulundu.

Video kayıtları ilerleyen süreçte FKSD YouTube kanalında da yayımlanacak olan etkinliğin gerçekleştirilmesinde sorumluluk üstlenen tüm kişi ve kurumlara teşekkür ederiz.

ETKİNLİK BİLEŞENLERİ

Felsefe Kültür Sanat Derneği (FKSD)
Özel Varlık Anadolu Lisesi
Goethe Institut Ankara

AKADEMİK DANIŞMAN

Prof. Dr. Kubilay Aysevener | Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi

FKSD ETKİNLİK KOORDİNATÖRÜ

Hatice Bilge Coşkun-Apaydın | FKSD Yönetim Kurulu Üyesi – Özel Varlık Anadolu Lisesi Kurucu Müdürü 4.

KONUŞMACILAR (SOY İSİMLERİN ALFABETİK SIRASINA GÖRE)

  • Dr. Ömer Behiç Albayrak | İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi
  • Dr. Güçlü Ateşoğlu | Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi
  • Prof. Dr. Kubilay Aysevener | Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi
  • Prof. Dr. Nami Başer | Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi (emekli) / Okan Üniversitesi Tiyatro Bölümü Öğretim Üyesi
  • Doç. Dr. Kurtul Gülenç | Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi
  • Özgür Emrah Gürel | Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü Doktora Öğrencisi 
  • Doç. Dr. Eyüp Ali Kılıçaslan | Ankara Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi
  • Prof. Dr. Onur Bilge Kula | Hacettepe Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi

Arşiv Notu: Bu belge, Varlık Lisesinin kurucu ekibinden birçok ismin yönetim kurulunda bulunduğu Felsefe Kültür Sanat Derneği ve Goethe Institut Ankara iş birliğiyle düzenlenen FKSD 5. Sonbahar Buluşmasına verdiği kurumsal katkıyı belgelemektedir. Etkinlik, Varlık’ın “felsefe kökenli bir eğitimin uygulanması ve yaygınlaştırılması” misyonunun okul dışına taşan en güçlü örneklerinden biridir. Akademik danışmanlığını Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kubilay Aysevener’in üstlendiği; aralarında Varlık’ın yeni yerleşkesindeki kütüphaneye adı verilen Nami Başer’in de bulunduğu, Ankara, İstanbul ve İzmir’den sekiz akademisyenin konuşmacı olarak katıldığı bu buluşma, okulun akademik dünyayla kurduğu ilişkinin derinliğini ve entelektüel sermayesinin genişliğini göstermektedir. Etkinlik koordinatörünün, Varlık’ın kurucu müdürü ve FKSD Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Bilge Coşkun-Apaydın olması ise okulun kurumsal kimliği ile felsefi duruşunun aynı elden, aynı kararlılıkla yürütüldüğünün somut kanıtıdır.

LGS Başarısına Varlık Bursu

Ön Not: Bu içerik, Varlık Lisesinin 2019 yılına ait orijinal web içeriğidir. Varlık Lisesinin güncel bilgileri için Anasayfamızı ziyaret edin.

Varlık Lisesi 2019-2020 eğitim-öğretim yılı kayıtlarına ilişkin yapılan toplantıda, eğitim koordinatörlüğümüzün önerisi ve kurucu ekibin onayı doğrultusunda 2019 LGS sınavına katılarak %5’lik dilim ve üzerinde başarı elde eden öğrencilere ilişkin yapılan kayıt işlemlerinde aşağıdaki burs oranlarının uygulanmasına karar verilmiştir.

LGS başarı bursu uygulamamız takip eden yıllarda geliştirilerek devam edecektir.

  • Tam Burs — %0,01 – %0,20’lik dilim
  • %75 Burs — %0,21 – %0,60’lık dilim
  • %50 Burs — %0,61 – %1,00’lik dilim
  • %35 Burs — %1,01 – %1,50’lik dilim
  • %25 Burs — %1,51 – %2,00’lik dilim
  • %15 Burs — %2,01 – %3,00’lük dilim
  • %10 Burs — %3,01 – %4,00’lük dilim
  • %5 Burs — %4,01 – %5,00’lik dilim

Varlık Lisesi Yönetimi


Arşiv Notu: Bu duyuru, Varlık Lisesinin LGS Başarı Bursu sistemini ilk kez resmî olarak ilan ettiği belgedir. Daha önceki yıllarda burslar yalnızca kurumun kendi düzenlediği Ödüllü DBS/STS sınavları üzerinden verilirken, bu duyuruyla birlikte merkezi LGS sınavındaki başarıya dayalı burs sistemi devreye girmiştir. Bu, Varlık’ın Özel Varlık Anadolu Lisesi kimliğiyle birlikte kayıt ve burs politikasında yeni bir aşamaya geçtiğini göstermektedir. Bugün Varlık LGS bursu sabit bir sayfada ilan edilmektedir.

Varlık Lisesindeki güncel LGS burs baremleri ve başvuru sayfası için tıklayın.

4 yıl sabit fiyat!

Ön Not: Bu içerik, Varlık Lisesinin 2019 yılına ait orijinal web içeriğidir. Varlık Lisesinin güncel bilgileri için Anasayfamızı ziyaret edin.

Bu içerik, öğrenciler üzerinde akademik başarının vazgeçilmez koşullarından biri olan nitelikli okul devamlılığının bir özel lise bünyesinde sağlanabilmesi için kayıt olunan eğitim öğretim yılına ilişkin fiyatın, öğrencinin okuldan mezun olacağı eğitim öğretim yılına dek aynı şekilde sürdürülmesini ifade eden Sabit Fiyat Sürekliliği (VAP-SFS) uygulamamız hakkında bilgi vermek için hazırlanmıştır.

Varlık Lisesi Sabit Fiyat Sürekliliği (SFS) Nedir?

SFS, Varlık Lisesindeki kayıt işlemlerinde kayıt olunan yıla ilişkin fiyatın, sonraki eğitim öğretim yıllarında da aynı şekilde değiştirilmeden uygulanmasını ifade eden bir kısaltmadır.

9. Sınıf Kaydı SFS Uygulaması | 4 Yıl Boyunca Aynı Fiyat

Varlık Lisesine ilk kez 9. sınıfta kayıt olan bir öğrencinin 10, 11 ve 12. sınıf için yapacağı kayıt yenileme işlemleri VAP-SFS gereği, mevcut eğitim öğretim yılının fiyatları üzerinden değil, kayıt olunan ilk yılın fiyatları üzerinden gerçekleştirilir. Bir başka ifadeyle Varlık Lisesine ilk kez 9. sınıfta başlayan bir öğrenci için velinin 9. sınıf için ödediği kayıt ücreti, hiçbir artıştan etkilenmeden 4 yıl boyunca aynı şekilde devam eder.

10. Sınıf Kaydı SFS Uygulaması | 3 Yıl Boyunca Aynı Fiyat

Benzer şekilde, Varlık Lisesine ilk kez 10. sınıfta kaydolan bir öğrenciye ilişkin de 11. ve 12. sınıf için yapılacak kayıt yenileme işlemleri ilk yılın fiyatları üzerinden gerçekleştirilmeye devam eder. Yani Varlık Lisesine ilk kez 10. sınıfta başlayan bir öğrenci için velinin 10. sınıf için ödediği kayıt ücreti, hiçbir artıştan etkilenmeden 3 yıl boyunca aynı şekilde devam eder.

11. Sınıf Kaydı SFS Uygulaması | 2 Yıl Boyunca Aynı Fiyat

VAP-SFS gereği, Varlık Lisesine ilk kez 11. sınıfta kaydolan bir öğrenciye ilişkin de 12. sınıf için yapılacak kayıt yenileme işlemlerinde bir fiyat artışına gidilmez. Varlık Lisesine ilk kez 11. sınıfta kaydolan bir öğrenci için velinin 11. sınıf için ödediği kayıt ücreti 12. sınıfta da aynı kalır.

VAP-SFS’nin Uygulama Esasları

VAP-SFS, Varlık Lisesi Eğitim Koordinatörlüğünün VAP için yürüttüğü çalışmalar kapsamında eğitimde akademik başarının bir özel okul bünyesinde tam olarak gerçekleştirilebilmesi için öğrencilerin okul sürekliliğini desteklemek amacıyla 2019-2020 eğitim öğretim yılından itibaren Özel Varlık Anadolu Lisesi bünyesindeki öğrenciler üzerinden başlatılmıştır.

Varlık Lisesinden başarı bursları kazanan ya da indirim hakkı bulunan öğrenciler için de VAP-SFS uygulaması geçerlidir. Bu şekilde,

  • Varlık Lisesinde kazanılan bir burs oranı ya da indirim hakkı takip eden tüm eğitim öğretim yılları için de geçerliliğini korur. Sözgelimi bir öğrencinin 9. sınıf kaydı için kazandığı %30 burs hakkı, 10., 11. ve 12. sınıf eğitimi boyunca da yine 9. sınıftaki kayıt ücreti üzerinden değişmeden devam eder.
  • Varlık Lisesinde belli bir oranda burslu olarak eğitim almakta olan bir öğrenci, okulumuz bünyesinde her yıl gerçekleştirilen bursluluk sınavlarında mevcut burs oranından daha fazla bir burs kazanma hakkı elde ettiğinde ise daha yüksek olan burs oranı uygulamaya konur. Ve bu oran daha sonraki eğitim öğretim yılları için de geçerliliğini korur. Sözgelimi, 9. sınıf kaydı için %30 burs hakkı kazanan bir öğrenci, 9. sınıftaki eğitim öğretim yılında girdiği 10. Sınıf Bursluluk Sınavında %50’lik bir burs hakkı kazanırsa, bu öğrenci için 10., 11. ve 12. sınıf kayıt yenileme işlemlerinde, kaydolduğu ilk yıldaki esas ücret üzerinden %50 burs uygulanmaya başlanır.

Arşiv Notu: Bu sayfa, Varlık Lisesinin özel okul sektöründe radikal bir adım olan VAP-SFS Sabit Fiyat Sürekliliği uygulamasını ilk kez tanıttığı belgedir. VAP-SFS, öğrencinin kaydolduğu yıldaki fiyatın mezuniyete kadar değişmeden kalmasını taahhüt eden, velileri, Türkiye’deki özel okullar arasında örneğine rastlanmayacak bir ekonomik koruma modeliydi. Titiz bir şekilde planlanmış ve uygulamanın pedagojik gerekçesi açıkça belirtilmişti: “Öğrencilerin nitelikli okul sürekliliğini desteklemek.” Bu uygulamayla Varlık Lisesi yönetimi, VAP verilerinin gösterdiği “öğrenim süresi ile başarı arasındaki pozitif korelasyon” doğrultusunda velilerin ekonomik kaygılarla öğrencisini okuldan almasını engellemeyi ve kesintisiz bir VAP eğitimini mümkün kılmayı hedeflemişti. O denli radikal bir adım atılmıştı ki, yönetim, nitelikli eğitim uğruna açıkça zarar etmeyi de göze alıyordu. 9. sınıfta kayıt yaptırana 4 yıl, 10. sınıfta 3 yıl, 11. sınıfta 2 yıl sabit fiyat garantisi sunmuştu. Burslu öğrenciler için sonraki yıllarda daha yüksek bir burs kazanılması durumunda avantajlı oranın uygulanması, sistemin veli lehine maksimum esnekliğini göstermekte kararlı olduğunu gösteriyordu.

VAP-SFS ilk iki yıl boyunca veliler tarafından hem bir şaşkınlık hem de müthiş bir memnuniyetle karşılandı. Ancak üçüncü yıldan itibaren amaçlanın dışında hiç beklenmeyen bir istismara yol açmaya başladı. Buna rağmen yönetim, yaşanan pandemi sonrasında enflasyonun astronomik artışlar gösterdiği süreçte dahi VAP-SFS‘yi verilen sözün tutulması gerektiğini gösteren etik bir duruş olarak kararlılıkla sürdürdü. Ancak 2023-2024 eğitim öğretim yılı bitiminde amaçlanandan çok farklı sonuçlar alındığının görülmesi üzerine uygulamayı sonlandırma kararı verildi. Bu şekilde VAP-SFS yerini bugünkü VAP-KYS (Kayıt Yenileme Süreci) uygulamasına bıraktı. Yaşanan istismar süreci, Varlık’ın bir süre tüm VAP uygulamalarının altına eklediği şu koruyucu nota da kaynaklık etmiştir: “Okul yönetimimiz, amacına aykırı sonuçlarla karşılaşılması durumlarında VAP uygulamalarımızı değiştirme ya da tümüyle kaldırma hakkını saklı tutmayı bir güvenlik önlemi olarak kullanır.” 

VAP-SFS, Varlık’ın “özel okulların öncelikli olarak ticari değil öncü birer eğitim kurumu olması gerektiği” ilkesinin en cesur somutlaşmış hali ve Varlık’ın etik duruşundan ödün vermeden yol alışına ilişkin çok net bir kanıt olarak kurumsal hafızadaki yerini korumaktadır.

2019 Üniversite Tercihleri

Ön Not: Bu içerik, Varlık Lisesinin 2019 yılına ait orijinal web içeriğidir. Varlık Lisesinin güncel bilgileri için Anasayfamızı ziyaret edin.

18–29 Ön not: ÖSYM verileri üzerinden eksiksiz bir şekilde hazırlanan Excel formatındaki tercih yazılımımızı bu duyurunun sonunda bulunan doküman bölümünden indirip kullanabilirsiniz. [Bu belge bu restorasyondan kaldırılmıştır.]

Çankaya Belediyesi adına Varlık Lisesi eğitim koordinatörleri tarafından yürütülecek olan üniversite tercih danışmanlığı hizmeti 18–29 Temmuz tarihleri arasında Ziya Gökalp Caddesi’nde bulunan Çankaya Belediyesi Hizmet Binası”ndaki Galeri Çankaya salonunda gerçekleştirilecektir.

Danışmanlık hizmetinden faydalanmak için dileyen her öğrenci 0(312) 458 89 00 / 1835 numaralı hattan randevu alarak eğitim koordinatörlerimizle görüşebileceklerdir.

Varlık Lisesi bünyesindeki öğrencilerin randevuları ise halkla ilişkiler birimimiz tarafından verilecektir. Öğrencilerimizin ayrıca bir randevu alması gerekmemektedir.

Eğitim koordinatörlerimizin yapacağı tercih görüşmelerine yönelik, aday öğrencilerin ve ilgili velilerin aşağıdaki hususları incelemelerini önemle rica ederiz.

  1. Tercih görüşmelerinde ilgili öğrencinin bulunması esastır. İlgili öğrencinin geleceğine verilebilecek olası zarar nedeniyle yalnızca velilerin geldiği randevuları iptal etmekte olup koordinatörlerimizden randevu alan velilerin bu yönde bir talepte bulunmamalarını önemle rica ediyoruz.
  2. Öğrencilerin randevularına YKS sonuç belgeleriyle gelmeleri zorunludur. Dilenirse bu belgenin çıktısı görüşme esnasında da alınabilir.
  3. Koordinatörlerimiz kurum ilkelerimiz gereği, randevu alınmış olsa dahi, YKS sonuç belgesi bulunmayan ya da ulaşılamayan öğrencilere yönelik tercih danışmanlığı hizmeti vermemektedir. Bu hususta sözlü beyan hiçbir şekilde kabul edilmemekte ve randevu iptal edilmektedir.
  4. Tüm tercih esasları eğitim koordinatörlerimiz tarafından ilgili öğrencinin ilgisi ve sağlıklı bir yaşam projesi üretmesi üzerine gerçekleştirilir. Bu sebepten tüm görüşmeler 30’ar dakikalık periyotlar halinde yapılır. Bu görüşmelerde öncelikle öğrencinin ilgisi, yaşam projesi ve üniversite yaşamından beklentileri üzerine ön bilgiler alındıktan sonra mevcut sınav performansı doğrultusunda söz konusu ilgi, proje ve beklentilere yanıt verebilecek bölüm önerileri yazılı olarak öğrenciye iletilir.
  5. Tercih sıralamasındaki teknik esaslar VAP (Varlık Akademi Programı) üzerinden ilgili öğrencinin onayı doğrultusunda yapılır.
  6. Eğitim koordinatörlerimizin tercih danışmanlığına ilişkin tüm hizmetleri ücretsizdir.

2019 TYT ve AYT sınavlarına giren tüm öğrencilerin sarf ettikleri emeklerinin karşılıklarını alacakları sağlıklı bir tercih dönemi geçirmelerini diler, bu süreçte ilgili öğrencilere ve velilere yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.

Varlık Lisesi Eğitim Koordinatörlüğü olarak nitelikli bir özel lise olmanın sorumluluğunu üstlenmek noktasında, yalnızca kendi öğrencilerimizin değil ulaşabildiğimiz her öğrencinin eğitim hayatına katkı sunmak için yürüttüğümüz sosyal sorumluluk projelerimizi sitemizden takip edebilir, öneri ve taleplerinizi e-posta adresimiz üzerinden bizlere iletebilirsiniz.

Saygılarımızla, Varlık Lisesi Eğitim Koordinatörlüğü


Arşiv Notu: Bu duyuru, Varlık Lisesinin Özel Varlık Anadolu Lisesi kimliğiyle yürüttüğü ilk tercih danışmanlığı hizmetini belgelemektedir. Dört önemli yenilik göze çarpmaktadır: Birincisi, Excel formatındaki tercih yazılımının öğrenci ve velilerin kullanımına sunulması —bu, VAP’ın tercih sürecine ilişkin teknik altyapısının artık doğrudan kullanıcıya açıldığını göstermektedir. İkincisi, danışmanlığın Çankaya Belediyesi Hizmet Binası Galeri Çankaya salonunda gerçekleştirilmesi —Çankaya Belediyesi ile iş birliğinin 2017’de başlayan geleneğinin üçüncü yılında da sürdüğünü göstermektedir. Üçüncüsü, görüşme periyotlarının 40 dakikadan 30 dakikaya düşürülmesi —bu, artan talep karşısında daha fazla öğrenciye hizmet verebilmek için yapılmış bir optimizasyon olarak okunabilir. Dördüncüsü, duyurunun sonunda yer alan “nitelikli bir özel lise olmanın sorumluluğunu üstlenmek” ifadesi —bu, Varlık’ın özel okul olma durumunu bir ayrıcalık değil, topluma karşı bir sorumluluk olarak anlamlandıran kurumsal duruşunun yeni dönemdeki ilk yazılı ifadelerinden biridir.

Varlık’ımız Artık Burada!

Ön Not: Bu içerik, Varlık Lisesinin 2019 yılına ait orijinal web içeriğidir. Varlık Lisesinin güncel bilgileri için Anasayfamızı ziyaret edin.

Varlık Lisesi olarak eğitim faaliyetlerimize 2019-2020 eğitim öğretim yılından itibaren Ayrancı Mahallesi Reşat Nuri Sokak Nu.:108 Çankaya/Ankara adresinde sürdürüyoruz.

9 yıllık eğitim öğretim deneyimimizi ve benimsediğimiz eğitim yaklaşımlarımızı mimari olanaklarımızla artıracağımız yeni yerleşkemizde;

  • 12’şer kişilik 16 derslik
  • U biçiminde düzenlenmiş yaklaşık 40 metrekarelik Fen Bilimleri Laboratuvarı
  • Özel sıralarla dizayn edilmiş yaklaşık 40 metrekarelik Görsel Sanatlar Dersliği
  • Her derslik katında bireysel etütler ve kişisel çalışmalar için ayrılmış çalışma odaları
  • Müzik kayıt odası
  • Öğrenci kulüplerinin toplantılarını yapabileceği toplantı alanları
  • Her bir öğrenciye özel 192 adet öğrenci dolabı
  • 180 kişi kapasiteli Leylâ Erbil Konferans Salonu
  • Yaklaşık 3000 kitap kapasiteli Nami Başer Kütüphanesi
  • 500 metrekarelik bir bahçe alanı
  • Ferah ve geniş bir şekilde teras katta bulunan, kış bahçeli kantin
  • 90 kişilik yemekhane alanı
  • 350 metrekarelik bir spor salonu

ve daha fazlası bulunuyor.

Bir Özel Lise Olarak Varlık

2010 yılı sonlarındaki bir arkadaş sohbetinde aldığımız karar üzerine var ettiğimiz Varlık’ımızın tarihi bugüne dek üç aşamadan geçmiştir. İlk olarak 2011-12 eğitim öğretim yılından 2014-15 eğitim öğretim yılına dek bir dershane olarak faaliyetlerine başlayan kurumumuz, daha sonrasında ilgili yasa ve yönetmelikler doğrultusunda katıldığı dönüşüm programı kapsamında 2015-16 eğitim öğretim yılından 2018-19 eğitim öğretim yılına dek bir temel lise olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Söz konusu bu dönüşüm programını da tamamlayan kurumumuz, 2019-20 eğitim öğretim yılından itibaren Özel Varlık Anadolu Lisesi olarak faaliyetlerine devam edecektir.

Öncelikle bir özel lise ve daha sonrasında bir özel okul olarak örnek gösterilen ve örnek alınan bir adres olmak için felsefe kökenli bir eğitimin uygulanması ve yaygınlaştırılması amacıyla yola çıktığımız kurucu ekip olarak, bu amacımızı gerçekleştirme noktasında büyük bir dönemeci kat ettiğimiz bu aşamada, kendi bünyemizde oluşturduğumuz ve tümüyle felsefe kökenli bir eğitim anlayışının ürünü olan Varlık Akademi Projesinin (VAP) ayrıntılarına ilişkin tüm bilgileri 2018 Aralık ayından itibaren vapegitim.com adlı internet sitemizde ilgililerin bilgisine sunmaya başladık. Şimdi bunu tam bir okul olarak nasıl yapacağımızı gösterme zamanı!

Teşekkürler!

Varlık Lisesi olarak 2010 yılı Kasım ayında aldığımız bir kararın ve yürütmeye başladığımız bir projenin bu aşamasında yeni yerleşkemizdeki;

  • Kütüphanemizde ismini kullanmamıza izin veren sayın filozof Prof. Dr. Nami Başer’e,
  • Konferans salonumuzda Leylâ Erbil ismini kullanmamıza izin veren sayın Fatoş Erbil’e,
  • Yeni yerleşkemizin açılışında bizlerle birlikte olan tüm eski öğrencilerimize ve velilerimize,
  • Açılışımıza çelenkler, çiçekler ve tebrik mesajlarıyla eşlik eden tüm dostlarımıza

içtenlikle teşekkür ediyoruz.

Varlık’ımıza gösterdiğiniz ilgi ve güveni asla karşılıksız bırakmayacağız!

Varlık Lisesi Kurucu Ekibi


Arşiv Notu: Bu sayfa, Varlık Lisesinin yeni yerleşkeye taşınmasını ve Özel Varlık Anadolu Lisesi olarak faaliyete geçişini belgeleyen kapsamlı bir duyurudur. Metinde dört unsur özellikle dikkat çekicidir: Birincisi, yeni yerleşkenin fiziksel olanaklarının 12 maddelik ayrıntılı bir liste halinde sunulması —12’şer kişilik 16 derslik, 40 m² laboratuvar ve görsel sanatlar dersliği, 3000 kitap kapasiteli kütüphane, müzik kayıt odası, 500 m² bahçe, 350 m² spor salonu gibi detaylar, Varlık’ın eğitim mekânını nasıl titizlikle planladığını göstermektedir. İkincisi, Leylâ Erbil Konferans Salonu ve Nami Başer Kütüphanesi isimleri —bu iki isim, Varlık’ın Türk edebiyatının öncü kadın yazarlarından ve felsefe-psikanaliz alanının önemli akademisyenlerinden birini kurumsal hafızasına kattığını göstermektedir. Üçüncüsü, bu isimlerin kullanımı için Fatoş Erbil ve Nami Başer‘den bizzat izin alındığının teşekkür bölümünde belirtilmesi —bu, Varlık’ın kurumsal etik anlayışının ve entelektüel nezaketinin bir yansımasıdır. Dördüncüsü, açılışa katılan eski öğrenci ve velilerin yanı sıra çelenk, çiçek ve tebrik mesajı gönderen dostlara teşekkür edilmesi —Varlık’ın 9 yılda oluşturduğu topluluğun ve aidiyet bağının gücünü göstermektedir. “2010 yılı Kasım ayında aldığımız bir kararın ve yürütmeye başladığımız bir projenin bu aşamasında” ifadesi, kurucu ekibin o ilk sohbet masasından yeni yerleşkeye uzanan yolculuğu duygusal ama ölçülü bir dille selamlamaktadır. Bu sayfa, Varlık’ın varoluş öyküsünün “giriş” bölümünün tamamlanıp “gelişme” bölümüne geçişinin resmi ilanıdır!

2019-2020 Kayıtlarımız

Ön Not: Bu içerik, Varlık Lisesinin 2019 yılına ait orijinal web içeriğidir. Varlık Lisesinin güncel bilgileri için Anasayfamızı ziyaret edin.

Varlık Lisesinin 2019-2020 eğitim öğretim yılına ilişkin kayıt işlemleri 14 Ocak 2019 Pazartesi günü (bugün) başlamıştır. İlgili tüm öğrencilerin ve velilerin okulumuza kayıt başvurusundan önce aşağıdaki hususları incelemelerini önemle rica ederiz.

Kayıt Politikamız

Varlık Lisesinin kayıt politikası tümüyle öğrenci ve veli referansı üzerine kuruludur. Bu sebepten okulumuza ilk kez yapacağınız kayıt talepleri öncesinde, okulumuzda daha önce çalışmış öğrencilerimizle ya da öğrencilerimizin velileriyle görüşmenizi önemle tavsiye ederiz.

Kontenjanlar

Varlık Lisesinde tüm sınıflar VAP esasları doğrultusunda 12 kişiliktir. Herhangi bir sınıfın kontenjanının dolması durumunda hiçbir koşulda sınıf kontenjanı artırılmaz. Mevcut kontenjan durumumuz için aşağıdaki tabloyu inceleyebilirsiniz

[Buradaki güncelleme tablosu bu restorasyondan kaldırılmıştır.]

Fiyatlandırma ve İndirimler

Varlık Lisesinde tüm kayıt işlemleri eşitlik ilkesi esas alınarak gerçekleştirilir. Varlık Lisesinde, bursluluk sınavlarımıza katılımdan dolayı elde edilen indirim ve bu sınavlarda elde edilen burs hakları ile kardeş kayıtlarında uygulanan “kardeş indirimi” ve ilgili yasa ve yönetmeliklerle belirlenen resmi bursluluk halleri dışında hiçbir indirim uygulanmaz.

2019-2020 eğitim öğretim yılına ilişkin fiyatlarımız ve indirim uygulamalarımız hakkındaki bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

VAP ve YKS Çalışma Programı

Varlık Lisesiyle ilk kez bu site üzerinden tanışıyorsanız, felsefe kökenli bir eğitimin uygulanması ve yaygınlaştırılması amacıyla yürüttüğümüz Varlık Akademi Projesi (VAP) hakkında bilgi edinmek için vapegitim.com sitemizi inceleyebilirsiniz.

Varlık Lisesi olarak nitelikli bir özel lise olma sorumluluğunu tümüyle üstlenen bir anlayışla çalışır. Bu yüzden okulumuzda 12. sınıf öğrencilerine ilişkin okul derslerinin yanı sıra üniversite giriş sınavları olan TYT ve AYT’ye ilişkin ayrı bir çalışma programı da uygulanır. Bu doğrultuda Varlık Lisesi öğrencilerinin YKS için özel kurs, özel ders vb gibi gereksinimleri bizzat okulumuz bünyesinde ek hiçbir ücrete tabi olmadan karşılanır.

Kayıt Rehberleri

Kayıt olacağınız sınıfa göre temel bilgiler için aşağıdaki kayıt rehberi dokümanlarımızı inceleyebilirsiniz:

  • Varlık Lisesi 09. Sınıf Kayıt Rehberi
  • Varlık Lisesi 10. Sınıf Kayıt Rehberi
  • Varlık Lisesi 11. Sınıf Kayıt Rehberi
  • Varlık Lisesi 12. Sınıf Kayıt Rehberi

[Yukarıdaki pdf linkleri bu restorasyondan kaldırılmıştır.]

Yemek ve Servis

Öğle yemeği talebi olan öğrencilerimiz için 2019-2020 yemek ücretlerimiz 3200TL olup bu ücret eylül ve şubat aylarında iki taksit halinde alınacaktır. Okulumuzda her öğle arasında 7 çeşit yemek hizmeti verilmektedir. Yemek ücretimize yıl boyunca yapılacak gezi etkinliklerimizdeki kumpanyalar da dahildir.

Servis talepleri olan öğrenci velilerimizin anlaştığımız firmayla görüşmeleri ağustos ayından itibaren gerçekleştirilecektir. Servis ücretlerimiz MEB tarafından ilan edilen esaslar doğrultusunda mesafeye göre belirlenmektedir.

Yeni Yerleşke

Okulumuz eğitim öğretim faaliyetlerini 2019-2020 eğitim öğretim yılından itibaren Ayrancı Mahallesi Reşat Nuri Caddesi Nu.:108 Çankaya/Ankara adresinde sürdürecektir.

Kayıt Görüşmeleri

Okulumuzda tüm kayıt görüşmeleri eğitim koordinatörlerimiz tarafından gerçekleştirilir. Nitelikli bir özel lise eğitimine ilişkin Varlık Lisesi hakkında merak ettiğiniz konular için soru-yanıt sayfamızı ziyaret edebilir, aynı sayfada bulunan form üzerinden tarafımıza sorularınızı iletebilirsiniz.

Okulumuza gösterdiğiniz ilgi ve güven için teşekkür ederiz.

Saygılarımızla, Varlık Lisesi Eğitim Koordinatörlüğü


Arşiv Notu: Bu duyuru, Varlık Lisesinin Özel Varlık Anadolu Lisesi olarak faaliyet göstermeye başlayacağı ilk öğretim yılının (2019-2020) kayıt sürecini belgelemektedir. Metinde üç önemli dönüşüm ve yenilik göze çarpmaktadır: Birincisi, mezun gruplarının artık listede yer almaması temel lise döneminin sona ermesiyle birlikte kursiyer statüsündeki mezun öğrencilere yönelik hizmetin sonlandığını işaret etmektedir. İkincisi YKS çalışma programının “ek hiçbir ücrete tabi olmadan” sunulacağının taahhüt edilmesi —bu, Varlık’ın “özel okulların öncelikli olarak ticari değil öncü birer eğitim kurumu olması gerektiği” eleştirisini kendi pratiğinde somutlaştırma kararlılığının yeni bir ifadesidir. Üçüncüsü yemek ücretine gezi etkinliklerindeki kumpanyaların dahil edilmesi ve 7 çeşit yemek hizmeti gibi detaylar, Varlık’ın öğrenciye sunduğu hizmetin kapsamını şeffaflıkla duyurduğunu göstermektedir. “Kayıt Rehberi” dokümanlarının her sınıf seviyesi için ayrı ayrı hazırlanması, Varlık’ın veliyi ve öğrenciyi bilgilendirme konusundaki sistematik yaklaşımının yeni bir boyutudur. Yeni adres olarak Ayrancı Mahallesi Reşat Nuri Caddesi No:108‘in duyurulması, taşınma sürecinin resmileştiğini belgelemektedir.

Varlık’ımızı Taşıyoruz!

Ön Not: Bu içerik, Varlık Lisesinin 2018 yılına ait orijinal web içeriğidir. Varlık Lisesinin güncel bilgileri için Anasayfamızı ziyaret edin.

Varlık Lisesi olarak eğitim faaliyetlerimize 2019-2020 eğitim öğretim yılından itibaren Ayrancı Mahallesi Reşat Nuri Sokak Nu.:108 Çankaya/Ankara adresinde sürdüreceğiz.

16 derslikten oluşacak yeni yerimizde, tüm sınıflar yine 12’şer kişilik olacak şekilde en fazla 192 öğrenciye hizmet verilecek olup mevcut haliyle tadilat sürecinde olan yerimizin tanıtımı tadilatın tamamlanmasına müteakip nisan-mayıs ayları dolaylarında yapılacaktır. Tadilat projesinin üç boyutlu tasarımını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

[Buradaki video linki bu restorasyondan kaldırılmıştır.]

Felsefe kökenli bir eğitimin uygulanması ve yaygınlaştırılması amacıyla yola çıktığımız Varlık ekibi olarak, bu amacımızı gerçekleştirme noktasında büyük bir dönemeci kat ettiğimiz bu aşamada, kendi bünyemizde oluşturduğumuz ve tümüyle felsefe kökenli bir eğitim anlayışının ürünü olan Varlık Akademi Projesinin (VAP) ayrıntılarına ilişkin tüm bilgileri 2019 Ocak ayından itibaren www.vapegitim.com adlı internet sitesinde ilgililerin bilgisine sunacağız.

Okulumuza yönelik ayrıntılı bilgiler için eğitim koordinatörlerimizden randevu alabilirsiniz.


Arşiv Notu: Bu duyuru, Varlık Lisesinin kurumsal tarihindeki en kritik dönüm noktalarından birini belgelemektedir: Bahçelievler’den Ayrancı’ya taşınma kararı. 2010 Kasım’ındaki o sohbette ancak 2024-2025’te ulaşılması planlanan “özel lise olma” hedefine beş yıl erken varılmasını gösteren bu taşınma, Varlık’ın fiziksel kapasitesini ve kurumsal kimliğini yeni bir aşamaya taşımıştır. Duyuruda dört önemli bilgi yer almaktadır: Birincisi, yeni adresin Ayrancı Mahallesi Reşat Nuri Sokak No:108 olarak duyurulması —bu adres, bugün de Varlık Lisesinin faaliyet gösterdiği yerleşkedir. İkincisi, 16 derslik ve 192 öğrenci kapasitesi —Bahçelievler’deki 164 kişilik kontenjandan 192’ye yükseliş, ancak sınıf başına 12 kişilik standardın korunması. Üçüncüsü, www.vapegitim.com sitesinin 2019 Ocak ayında aktive edileceğinin duyurulması —bu, VAP’ın kurumsal kimliğinin bağımsız bir dijital platforma taşınacağının işaretidir. Dördüncüsü, tadilat projesinin üç boyutlu tasarım videosu ile tanıtılması —Varlık’ın şeffaflık anlayışının mimari projeyi dahi paylaşacak düzeyde olduğunu göstermektedir. Bu taşınma kararı, aynı zamanda Varlık’ın temel lise statüsünden Özel Varlık Anadolu Lisesi statüsüne geçişinin de habercisidir.

Varlık’ın Sesi

Ön Not: Bu içerik, Varlık Lisesinin 2018 yılına ait orijinal web içeriğidir. Varlık Lisesinin güncel bilgileri için Anasayfamızı ziyaret edin.

Varlık Lisesi Eğitim Koordinatörlüğü tarafından başlatılan projemizle görme engelli çocuk bireylerin nitelikli çocuk edebiyatı ürünlerine ulaşmasına destek olmayı amaçlıyoruz.

Varlık Lisesi olarak gönüllü öğrencilerimizin yaşamlarının ilerleyen süreçlerinde de benzer çalışmaları sürdürmeleri ve çevrelerini bilinçlendirmeleri amacıyla projemizin basamaklarını aşağıdaki şekilde planladık:

Seslendirme Eğitimi

Öğrencilerimiz edebiyat öğretmenlerimiz ve koordinatörlüğümüz tarafından hazırlanan diksiyon eğitiminde vurgu, tonlama ve nefes kullanımı konusunda bilgilendirildiler. Seslendirme çalışması boyunca ise metni tek düze, aynı tonda okumamaya özen göstererek, hikâye karakterlerine özgü tonlamalar geliştirdiler. Hedef yaş grubundaki dinleyiciler için rahat bir dinleme deneyimine olanak tanımak temel motivasyonları oldu.

Okuma Zinciri

Edebiyat öğretmenlerimiz ve eğitim koordinatörlüğümüz tarafından 8 kitap belirlenerek tüm gönüllü öğrencilerimiz tarafından okunması sağlandı. Okumalar tamamlandığında seslendirilecek kitap tüm gönüllü öğrencilerin değerlendirmeleri dikkate alınarak belirlendi.

Kütüphane Ziyareti

Öğrencilerimiz Milli Kütüphane bünyesinde bulunan Konuşan Kitaplık ve Çankaya Belediyesi bünyesinde bulunan Sesli Kütüphane ziyaretleriyle görme engelli kullanıcıların sıklıkla yaşadıkları mağduriyetler ve ihtiyaçları üzerine bilgilendirildiler. Bunun sonucunda Konuşan Kitaplık ve Sesli Kütüphane yetkilileri ile kullanıcıların ihtiyaçlarına karşılık vermek amacıyla yapılabilecek gönüllü çalışmalar üzerine fikir alışverişinde bulundular.

Stüdyo

Ön hazırlıklar tamamlandıktan sonra Varlık Lisesi Seslendirme Projesi Katılımcıları olarak Çankaya Belediyesi bünyesinde bulunan Sesli Kütüphane stüdyolarını kullandık. Seslendirdiğimiz eserin dinleyicisi ile buluşması projemizin en önemli basamağıydı. Stüdyo ortamında gerçekleştirdiğimiz kayıt ve aldığımız teknik destek sonrasında çalışmamız Sesli Kütüphane tarafından Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı GETEM kataloğuna kaydedilerek dinleyicisiyle buluştu.

Varlık Lisesi olarak projemize 2019-2020 eğitim-öğretim yılı itibariyle yeni yerleşkemizde oluşturduğumuz ses kayıt stüdyomuzda devam edeceğiz.


Arşiv Notu: Bu sayfa, Varlık Lisesinin en özgün sosyal sorumluluk projelerinden biri olan “Varlık’ın Sesi” projesinin ayrıntılı belgesidir. Proje, dört aşamalı bir pedagojik planlama üzerine kurulmuştur: Seslendirme Eğitimi, Okuma Zinciri, Kütüphane Ziyareti ve Stüdyo. Bu yapı, Varlık’ın sosyal sorumluluk projelerini dahi eğitsel bir izlek dahilinde, öğrencilerin öğrenme sürecine katkı sağlayacak şekilde tasarladığını göstermektedir. Dikkat çekici üç unsur vardır: Birincisi, seslendirilecek kitabın 8 kitaplık bir listeden tüm gönüllü öğrencilerin değerlendirmeleriyle seçilmesi — bu, öğrenci katılımını ve ortak karar alma mekanizmalarını projenin merkezine yerleştiren demokratik bir yaklaşımdır. İkincisi, Milli Kütüphane Konuşan Kitaplık ve Çankaya Belediyesi Sesli Kütüphane ziyaretleriyle öğrencilerin doğrudan sahada bilgilendirilmesi — bu, öğrenmenin sınıf dışına taşınması ve gerçek dünya sorunlarıyla temas kurulması anlamına gelmektedir. Üçüncüsü, seslendirilen eserin Boğaziçi Üniversitesi GETEM kataloğuna kaydedilmesi — bu, bir lise projesinin ulusal ölçekte erişilebilir ve kalıcı bir çıktıya dönüştüğünü göstermektedir. Ayrıca projenin 2019-2020’de yeni yerleşkede kurulacak ses kayıt stüdyosuyla sürdürüleceğinin duyurulması, Varlık’ın bu projeyi geçici bir etkinlik olarak değil, kurumsal bir taahhüt olarak gördüğünü kanıtlamaktadır. Proje halen gönüllü öğrencilerin katkılarıyla varlığını sürdürmektedir.

Felsefenin Bir Ürünü Olarak Eğitim

Çocukluklarından beri ayaklarından ve boyunlarından zincire vurulmuş bir halde yaşamakta olan bir grup insan hayal edin… Öylesine sıkı bir şekilde birbirlerine bağlanmışlar ki, başlarını ne sağa ne de sola döndürebiliyorlar; yalnızca önlerindeki mağara duvarını görebilir bir halde yaşıyorlar hayatları boyunca… Zincire vuruldukları yerin arkasında bir yükselti var ve bu yükseltiyle aralarında da alçak bir duvar… Duvarla, yükselti arasında yatay bir yol bulunuyor ve bu yoldan ellerinde çeşitli kuklalar taşıyan insanlar geçiyor sürekli… Mağaradakiler yükseltinin üzerinde durmaksızın yanan bir ateş sayesinde önlerindeki mağara duvarında bu kuklaların gölgelerinin gelip geçişlerini izliyorlar hep… Kuşkusuz temel yaşam gereksinimleri de gideriliyordur bir şekilde; ancak felsefe tarihinin bu en ünlü pasajında kuvvetle muhtemel ki, bilinçli bir şekilde bu ayrıntılara yer verilmiyor… Ve elbette kuklaları taşıyanların konuşmalarını da şöyle böyle işitebiliyor mağaradakiler, fakat bu kukla taşıyıcılarının gölgelerini göremiyorlar asla, çünkü aradaki alçak duvar taşıyıcıların boylarını fazlasıyla aşıyor… Mağaradakiler kendi aralarında konuşurken önlerinden gelip geçen gölgelere birer isim veriyorlar ve verdikleri bu isimlerin gerçek nesnelerin isimleri olduklarından kuşku duymuyorlar hiç… Ve elbette kuklaları taşıyanlar her konuştuğunda, işittikleri sesi onların sesi olarak değil, gölgelerin sesi olarak algılıyorlar ister istemez… Kısacası, mağaradaki bu insanlar, aslında birer kukla olan nesnelerin gölgelerini, gerçek nesneler olarak kavrıyorlar yıllarca…

Ve şimdi de bu insanlardan birini zincirlerinden kurtarmayı hayal edin… Bu insan ne yaşayacaktır? Sözgelimi onu zorla ayağa kaldırıp başını ışığa çevirdiğinizde ve bu şekilde arkasındaki ateşi gördüğünde kamaşmayacak mıdır gözleri? Ve o ana dek ancak gölgelerini gördüğü nesnelerin aslında bir takım insanlar tarafından taşınan kuklalara ait birer karaltı olduğunu fark ettiğinde tam bir şaşkınlık içine düşmeyecek midir? Dahası onu mağaradan da çıkarıp, gerçek gün ışığına taşısanız, daha bir kamaşan gözleri ve daha bir şaşakalan zihniyle bizlerin gerçek olarak nitelediği nesnelerin hiçbirini göremeyecek durumda kalmayacak mıdır ilkin? Ve belki sonra önceden alıştığı görüntülere benzeyen yeni gölgeleri yavaş yavaş seçmeye başlayıp sonrasında da, bu gölgelerin nesnelerini ve en nihayetinde de güneşi fark etmeyecek midir zamanla? Ve bunları yaşadıktan sonra mağarada geçen yaşamının tam bir yanılgı olduğunu anlamayacak mıdır?

Platon’un Politeia (Devlet) adlı diyalogunun yedinci kitabının başında bulunan bu alegori, metnin başında açık bir şekilde belirtildiği gibi, eğitilmiş ve eğitilmemiş insan arasındaki farkı göstermek için anlatılır Sokrates tarafından. Ve anlatı bu noktaya geldiğinde bu fark oldukça açık bir biçimde serimlenmiş durumdadır. Ancak alegori bu noktada bitmez. Ve denebilir ki, bu ünlü pasajın ünü, tam da bu noktada bitmemesinden ileri gelir. Şayet anlatı bu noktada bitseydi pek rahat bir şekilde denebilirdi ki, eğitim denen şey bir çeşit bireysel bir serüvenden başka bir şey değildir. Ancak ne Sokrates ne de Platon, eğitim kavramının bireysel bir serüvene işaret etmediği noktasında çok berrak bir zihinle hareket ederler. Eğitilmiş bir kişinin (paideias) asla münzevi bir yaşamı seçemeyeceği çok açıktır onlar için –ve bireysel bir aydınlanmanın da asla gerçek bir aydınlanma olamayacağı: eğitim, tesadüf eseri şansı yaver giden bir bireye özgü bir etkinlik değildir çünkü.

Bu yüzden olsa gerek, mağaradan çıkıp gerçekleri görmeye başlayan insan, mağarada yaşadıklarını anımsar derhal, arkadaşlarını, arkadaşlarıyla yapıp etmelerini anımsar; sözgelimi gelip geçenleri en iyi şekilde belleğinde tutabilmeye çalıştıkları anları ve bu işi yapabilen kişiye verdikleri değeri, bir sonra gelecek gölgeyi doğru tahmin etmeye atfettikleri önemi vb… Artık kendi aralarında önem verdikleri, değer atfettikleri tüm bu özellikler anlamını yitirmiş, alt üst olmuştur; dolayısıyla bu özellikleri taşımak için sarf ettiği tüm çabalar da anlamsızlaşmıştır birden… Ve halen bu özellikleri taşımak için çabalamaya devam eden arkadaşlarının sürdürmekte oldukları çabalar da tam bir anlamsızlıktır artık… Açıktır ki, asla eskisi gibi bir hayatı yaşayamayacak bir insana dönüşmüştür kendisi, fakat yalnızca kendisinde tıkılı kalan bir değişimle de yetinemez asla… Bu yüzden alegori bu noktada bitmez, Platon ve Sokrates içinde güçlü bir acıma hissi taşıyan bu insanı tekrar arkadaşlarının yanına, mağaraya geri gönderirler; tekrar arkadaşlarıyla baş başa bırakırlar onu –fakat bu sefer zincirlere vurulmamış bir halde:

Sokrates: Daha gözleri karanlıklara alışmadan ki kolay kolay da alışamaz, yeniden bu karanlıklar içinde düşünmek, zincirlerinden hiç kurtulmamış arkadaşlarıyla gördükleri üzerinde tartışmak zorunda kalsa, herkes gülmez mi ona; mağaradan boşu boşuna çıkmış, üstelik de gözlerini bozup dönmüş demezler mi kendisine? Bu insan onları çözmeye, mağaradan çıkarmaya kalkışınca, ellerinden gelse, öldürmezler mi onu?

Glaukon: Hiç kuşkusuz ki, öldürürler.

(Platon; Politeia (Devlet), VII, 514a-517b.)

&&&

Devasa reklam panolarında ya da küçük bir el broşüründe görkemli eğitim sistemlerinden söz edilmesine çok alışık olduğumuz; kendi kendimize internet ortamında bir şeyler okurken, önümüzde birdenbire beliriveren bir ekran karşısında, sadece dört-beş maddede eğitim denen şeyi özetleyen ve her seferinde yepyeni, yepyeni olduğu için pek farklı, pek farklı olduğu için pek özel, pek özel olduğu için pek doğru, pek verimli, pek özgün eğitim modellerini anlatan videoları hemen her gün istemsizce izliyor olduğumuz; bir-iki öğrencinin parlak başarısının belgesi gözlerimizin önüne konulduktan sonra, bu başarının nasıl da hiç kimsenin bilmediği ve hiç kimsenin bilmemesine rağmen aslında nasıl da hiç zor değil de çok basit bir yöntemle elde edilebildiğini kanıtlayıveren bir sosyal medya reklamıyla hemen her an karşılaşır olduğumuz; ya da pek yaygın bu yaklaşımlara karşı çıkıp eğitimde önemli olanın öğrenme ve akademik başarı değil de, daha saygıdeğer, daha keyifli, daha başka bir şey olduğunu öne süren, bu “daha”lardan sonra gelen şey yapıldığında öğrenme ve akademik başarının çok doğal, çok kolay, adeta kendiliğinden gerçekleşivereceğini dile getiren uzmanların sesini pek sık işitir olduğumuz zamanlarda yaşarken yukarıdaki anlatı masalsı bir sinema filminin senaryosu gibi gelebilir çağdaş zihinlerimize.

Ne de olsa, eğitimin “istendik davranış değişikliği” şeklinde tanımlandığı kitapların her zamankinden çok daha yaygın olduğu bir çağda yaşıyoruz artık –ve eğitimin tanımının bu olduğundan neredeyse kimsenin şüphesi kalmamış bir halde… Sanki bir bilgisayardan, bir cep telefonundan ya da bir çamaşır makinesinden söz ediliyormuş gibi, henüz yaşamlarının başlangıçlarındaki insanların zihinleri üzerine garantiler veriliyor rahat rahat… Birkaç gün, birkaç hafta içinde zor bir matematik konusunu ya da yeni bir dili nasıl öğrettiklerini anlatan pek saygın, pek ciddi kurumlar kaplamış durumda her bir tarafımızı… Merkeze yeteneği, öğrenciyi, çeşit çeşit zekâlardan herhangi birini ya da hepsini alan eğitim kurumlarının kulağa pek bir hoş gelen sloganlarını işitiyor ve görüyoruz yanı başlarımızda… Ders çalışmadan da başarılı olunabileceğini dile getiren, ödevlerin gereksiz bir öğrenim etkinliği olduğunu öne süren, her insan tekinin kendine özgü bir öğrenme biçiminin olduğunu savunan, her öğrencinin muhakkak en az bir konuda yeteneği olduğunu iddia eden eğitimciler de gün be gün artıyor artık…

Bir yandan insanlık tarihinde daha önce hiç olmadığı kadar eğitim görmüş insanlar olarak bulunuyoruz yeryüzünün üzerinde. Bir yandan ise insanlık tarihinde daha önce hiç olunmadığı kadar başarısız olunan bir eğitim serüveni yaşıyoruz küresel bir şekilde… Nasıl mı? Kuşkusuz yüz yıl öncesinde ilkokul eğitimi alıp da okuma yazma bilmeyen bir insanla karşılaşmak hayal bile edilemezdi; günümüzde ise ellerinde üniversite diplomaları olan, ama henüz harflerin alfabedeki sırasını bilmediği için bir sözlüğü kullanamayan lisans öğrencileri dolaşıyor sokaklarda ya da dört işleme vakıf olamadığı için basit bir problemi ya da basit bir denklemi, sözgelimi 2x+1=11 gibi bir denklemi çözemeyen yüzbinlerce yüksek lisans –hatta doktora öğrencileri sayfalarca tezler yazıyor üniversitelerde –çok önemli konularda çok önemli tezler… Dünyanın en prestijli üniversiteleri ölçme değerlendirme sistemlerini her geçen yıl daha bir basitleştiriyor ısrarla. Eğitimin varoluş unsurları olan, eğitim denen olgunun en önemli, en başat bileşenleri olan temel disiplinler; yani bilimler, sanatlar gün be gün ders programlarındaki hacimlerini kaybediyor ya da daha ötesi doğrudan ders programlarından çıkarılıyor ve elbette bu alanlara ilişkin üniversite bölümleri de bir bir niteliksizleştiriliyor, niteliksizleşiyor dahası kapanıyor ya da kapatılıyor…

Hal böyleyken, Eğitim nedir? Eğitim diye bir şey niye var? Neden eğitim diye bir şey olmalı? gibi sorularla ilgilenmek, bu soruların peşinden gitmek neredeyse gereksiz, yersiz ve zamansız birer soruymuş gibi gelebilir kulaklarımıza belki de… Fakat bir eğitim projesi ancak ve ancak bu ve benzeri soruları meşgale edindiği ölçüde gerçek bir proje olabilir.

Bu noktada derhal belirtmek gerekiyor ki, eğitim söz konusu olduğunda basit olanı karmaşıklaştırmak kadar karmaşık olanı basitleştirmek de ciddi tehlikeler içerir. Bu tehlikelerden korunabilmek için eğitimi bir bütün olarak her yönüyle ele almak elzemdir. Nitekim eğitim, ancak bir bütün olarak kavrandığı ölçüde bir proje olma özelliği taşır –ki bir proje olduğu noktada da felsefenin bir ürünü olarak çıkar karşımıza.

Kuşkusuz, eğitimin kökenine ilişkin, felsefenin ortaya çıkmasından çok daha öncelere giden tarihlemeler yapılabilir. Ancak insanların bir arada yaşama olanaklarını artırmaya odaklanan ve herkes için bir hak olarak tanımlanan eğitim, ilk ve esas olarak felsefe sayesinde, felsefenin bir ürünü olarak ortaya çıkmış bir etkinliktir.

Nitekim Platon’un yukarıdaki anlatısı da doğrudan buna işaret eder: daha iyi, daha güzel bir dünyada yaşamanın öncelikli koşuludur eğitim. Bu yüzden mağaradan çıkıp gerçeklerle tanışan insan, bu haliyle bireysel bir yaşam serüveninin içinde kalmaz hiçbir şekilde, çünkü eğitimli insan üstün olan değil, sorumlu olan bir insandır –çünkü özgürdür artık ve özgürlük de sorumlu olunan bir hayat yaşamak demektir. Ve mağaradan çıkarılan bu insan, özel bir insan da değildir –önemle vurgulamak gerek ki– herhangi bir insandır o: gerçekleri görmek için özel gözleri yoktur, özel olarak seçilip çıkarılmamıştır mağaradan! Bu yüzdendir ki eğitim, kimi özel insanlara özgü ayrıcalıklı bir hak değil, herkes için bir haktır. Nasıl ki hakikatin aranışı olan felsefede, bu arayışı yapacak kişiler arasında bir ayrım gözetilmemesi bir tesadüf değilse, eğitim söz konusu olduğunda insanlar arasında bir ayrım gözetilmemesi de bir tesadüf değildir. Alain Badiou’un deyişiyle “herhangi bir kişi için olmayı kabul eden” felsefe[1] tüm insanlar için zihinsel bir eşitliğe işaret eden yaklaşımları esas alır hep. Nitekim hiç matematik bilmeyen birisine bir geometri sorusunu çözdüren Sokrates gibi[2], ya da sağduyuyu –yani kendi terminolojisi içinde aklı– insanlar arasında en iyi paylaşılan şey olarak tanımlayan Descartes gibi[3] ya da her insan zihninin boş bir levha olarak dünyaya geldiğini öne süren Locke gibi[4] hemen her filozofta görebiliriz bunu. Hemen her filozof farklı farklı biçimlerde hep bu esasa işaret eder: insanlar zihinsel olarak şu ya da bu şekilde eşittir. Çünkü insan denen varlığın eğitilebilir, eğitebilir, öğrenebilir ve öğretebilir olmasının ontolojik koşuludur bu esas. Yoksa pek çok sözde çağdaş eğitim uzmanının dile getirdiği gibi, eğitim, kişiden kişiye değişen zihinler üzerine inşa edilen bir etkinliktir değildir asla –hiçbir zaman olmamıştır ve hiçbir zaman da olmayacaktır.

Kuşkusuz eğitimin bu en başat esasına karşı, pek çok çağdaş eğitim uzmanı “İnsanlar arasında hiçbir zekâ farkı yok mu?” ya da “Bir dâhiyle sıradan bir insan da mı zihinsel olarak eşit?” gibi kinayeli sorular sorabilir hemen. İşte, bu iki sözde soru ve benzeri tüm sorulara neredeyse iki bin beş yüzyıl öncesinden beri verilen koskocaman bir evet yanıtıdır eğitim denen olgu! Evet, insanlar arasında hiçbir zekâ farkı yoktur –dahası eğitim söz konusu olduğunda genetik bir hünermiş gibi algılanan zekâ kavramının eğitimde bir yeri bile yoktur. Sıradan bir insanla dâhi denen insanlar arasında da zihinsel hiçbir fark yoktur –zihinsel farklılıklar, nereden geldiği belli olmayan bir takım özel yetilerin varlığı ya da yokluğundan dolayı çıkmaz ortaya çünkü; aksine yaşam koşullarının, kişisel ilgi ve tercihlerin çeşitliliğinden dolayı farklıdır zihinlerimiz.

Fakat çok daha önemli olan husus şudur: Şayet zihinsel bir eşitsizliği esas alan herhangi bir argüman zinciri titiz bir şekilde en sonuna dek takip edilirse apaçık bir şekilde görünür ki, bu zincirin kendine dayanak bulabileceği nihai nokta şu ya da bu şekil altına gizlenmiş ayrımcı bir yaklaşımdan başka bir şey olmayacaktır. Ve ırkçı, cinsiyetçi, türcü ya da her ne biçimde ortaya çıkmış olursa olsun ayrımcı her yaklaşımın sonuçlarının ne olduğuna dair yaşanan deneyimler apaçık bir şekilde insanlık tarihinin en acı zamanlarına işaret eder. Eğitim ise bunun tam karşıtı olan bir etkinliktir, çünkü öncelikli olarak etik bir amaç üzerine kurulmuştur o: insanların bir arada yaşama olanaklarını artırmaya ve geliştirmeye odaklanan, etik bir amaç.

Eğitime ilişkin Türkçede 6N olarak kısaltabileceğimiz temel soruların ilki olan Niçin öğrenmeliyiz/öğretmeliyiz?[5] sorusu da bu etik amaca işaret eder zaten, çünkü bu soru etik bir zeminde yanıtlandığı ölçüde bir anlam ifade edebilir ancak. Nitekim halen hemen her ülkenin eğitime ilişkin yasalarının en başında “iyi bir yurttaş yetiştirme”den şu ya da bu şekilde söz eden ifadeleri de bunu açık bir şekilde kanıtlar. Ancak içinde yaşadığımız günlerde, bu öncelikli soru ısrarla es geçilir ve ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı sorularla meşgul olunmaya başlanır ivedilikle. Sözgelimi Türkiye özelinde, eğitime ilişkin gündemde yer bulmayı başarabilen en başat konunun sadece ve sadece altıncı soruya işaret eden sınav sistemlerinden oluşması da bu vahim tablonun göstergelerinden biridir. Söz konusu vahametin daha açık bir göstergesi ise bu öncelikli sorunun yanıtlanmasında kullanılan “erdem” kavramının anlamının artık ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite mezunlarını bir kenara koyun, bizzat eğitimciler tarafından bile unutulmuş oluşudur. Fakat bu unutuşun günümüzden en az birkaç yüzyıl öncesine kadar uzandığını da belirtmek gerekiyor derhal.

Bu noktada söz konusu bu unutuşa ilişkin kısa bir parantez açmak gayet yerinde olsa gerektir. Çünkü bu unutuşun yol açtığı sorunlar hiç de göz ardı edilebilecek basit birer öyküye işaret etmez öyle. Nitekim başlangıcına ilişkin pek çok tartışma söz konusu olsa da, en kristalize haliyle bu unutuşun kendini 19. ve 20. yüzyıllarda göstermeye başladığı aşikârdır. Bilhassa 20. yüzyılda niçin sorusu öncelikli konumunu giderek yitirmiş bir halde çıkar karşımıza ve önceliği ne ve nasıl sorularına bırakmaya başlar. Ve öncesinde niçin sorusuyla meşgul olunmadan doğrudan meşgul olunmaya başlanan ne ve nasıl sorularının yanıtları olarak iki büyük dünya savaşı karşılar insanlığı ve en uç noktada da kusursuz bir bilgi ve yöntemin ürünü olan atom bombaları! Hal böyle olmasına rağmen, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren eğitimin niçin sorusu neredeyse tümüyle dışlanmış haldedir artık, artık o sadece anayasa ve yasalarda üstünden şöyle bir geçilen basit bir söylemden başka bir şey değildir. Nitekim o günlerin bugündeki sonuçları olan günümüzdeki eğitim anlayışları da doğrular bunu: artık öncelikli enstrümanlarını etikten alan bir eğitim anlayışıyla karşılaşmak neredeyse imkânsızdır. Buna karşılık epistemoloji ve metodolojiyle kuşatılmış yüzlerce ve hatta binlerce eğitim yaklaşımına çok rahat ulaşabilirsiniz her köşe başında…

Alegoriye geri dönelim. Görüldüğü gibi alegoride eğitimin bireysel bir dönüşüm olduğu çok açık bir şekilde tarif ediliyor. Ve bu dönüşümün yalnızca bilişsel bir dönüşüm değil, aynı zamanda zihinsel bir alt üst oluşu takip eden köklü bir karakter (ethos)[6] değişimi olduğu da resmediliyor. Daha önemlisi ise, bu değişimin hem fiziksel hem de zihinsel yapıda yol açtığı duygusal duruma yapılan vurgular. Şöyle ki, mağaradan çıkan insan için ilk olarak beş duyusunu kullanmak noktasında zorlanıyor. Gerçekliğe derhal adapte olamayan gözleri kamaşıyor, gerçekleri işitme noktasında bir hayli zorlanıyor kulakları… Ve hal böyleyken şaşakalıyor. Yani tam bir duygusal durum içinde buluyor kendini.

Eğitimin kökenindeki duygusal motifin bu denli zarif bir şekilde anlatılması gösteriyor ki, eğitim, başlangıç anında oldukça zor bir uğraşıdır –çünkü acı verici bir başlangıcı gerektirir ilk olarak[7]. Nitekim bu durumu eğitime ilişkin en dar alandan en geniş alana dek gözlemlemek mümkündür. Bununla birlikte başlangıcındaki bu zorluğa rağmen eğitim yaşam boyu bitimsiz bir süreç olarak geri dönüşü olmayan olanaklar sunar insana, bu olanaklar da aynı zamanda bir sorumluluk yükler kişiye: eğitimli insanın eğitilmemiş insanlara karşı üstlendiği bir sorumluluk. Ki bu sorumluluktan dolayı mağaraya geri gönderilir eğitimli insan. Çünkü insan varoluşu bir arada yaşamak için birbirine muhtaçtır, daha yerinde bir ifadeyle, bir insan olmak demek, insanlarla bir arada, birlikte yaşamaya mecbur olmak demektir –ve bu bir arada, birlikte yaşama mecburiyeti ancak ve ancak eğitimli insanlar olarak yan yana gelinebildiği ölçüde verimli ve keyifli birer hayat sunabilir her birimize –ve bu da ancak ve ancak eğitimi bir proje olarak kavrayan felsefe sayesinde mümkündür… Ki bu anlatının yazıldığı tarihlerden sonra geçen binyıllar gösteriyor ki, eğitim denen proje bunu önemli ölçüde başarmıştır da pek çok bakımdan. Nitekim artık eğitimsiz insanların, eğitimli insanlara bir düşman gözüyle bakmadığını ve alegorinin sonunda belirtildiği gibi onları öldürme arzusuyla dolup taşmadıklarını gözlemleyebiliyoruz açık bir şekilde. Bu yüzden eğitime ilişkin her ne kadar pek çok hatanın yapıldığı bir yüzyılın yaşayıcıları olsak da eğitimin önemine dair kimsenin kuşkusunun olmadığı bir çağda da yaşıyoruz artık. Şu halde ya insanlık tarihin bu en anlamlı projesine bir katkı sunacağız ya da bu projenin ama çok yavaş ama çok hızlı bir şekilde yok olup gidişini izleyeceğiz duyarsızca…


Not: : Bu metnin başlığı olan “Felsefenin Bir Ürünü Olarak Felsefe” ifadesi ilk olarak VAP’ın birinci ilkesine işaret eder. Bu ifade Felsefe Kültür Sanat Derneği (FKSD) tarafından gerçekleştirilen bir söyleşi ve konferans dizisinin genel başlığı olarak da kullanılmıştır. 2017 Ekim – 2018 Mayıs ayları arasında gerçekleştirilen bu etkinliklerin söyleşi kısmında konuklara yöneltilen soruların önemli bir kısmını kaleme almam nedeniyle, bu sorularla bu metindeki bazı kısımlar arasında bir takım benzerlikler bulunabilir. Söz konusu söyleşi dizisinin kayıtlarına FKSD’nin youtube hesabı üzerinden ulaşabilirsiniz.

[1] Badiou, Alain; Felsefe ile Politika Arasındaki Gizemli İlişki; çev. Murat Erşen; İstanbul: MonoKL 2011, s. 40

[2] Platon; Menon 82b ve devamı… Eserin Türkçede birçok çevirisi bulunmaktadır.

[3] Descartes, René; Discours de la Méthode (Yöntem Üzerine Söylev) ilk cümle… Eserin Türkçede birçok çevirisi bulunmaktadır.

[4] Locke, John; An Essay Concerning Human Understanding (İnsanın Anlama Gücü Üzerine Bir Deneme); 2. Bölüm 22. Paragraf. Ayrıca eser bir bütün olarak bu yaklaşımı açıklamaya çalışır. Eserin Türkçede iki farklı çevirisi bulunmaktadır.

[5] 6 sorunun tamamı ve bu sorulara karşılık eğitim bileşenleri şu şekilde ifade edilebilir:

  1. Niçin öğrenmeliyiz/öğretmeliyiz? Amaç
  2. Ne öğrenmeliyiz/öğretmeliyiz? İçerik, Program, Müfredat
  3. Nasıl öğrenmeliyiz/öğretmeliyiz? Yöntem
  4. Ne zaman öğrenmeliyiz/öğretmeliyiz? Zamanlama     
  5. Nerede öğrenmeliyiz/öğretmeliyiz? Mekân
  6. Ne kadar öğrendik/öğrettik? Sonuç, Ölçme Değerlendirme

[6] Etik sözcüğünün kökeni olan ethos kavramı, doğrudan karakter anlamını da içerir. Esasen bu kavram bir varlığın kendi varlığını sürdürebilmesi için en uygun ortama da işaret eder. Bu yüzden “yuva” olarak çevrilmesinin de mümkündür.

[7] Başlangıçtaki bu zor durumu oldukça yanlış bir şekilde yorumlayarak eğitimi bir bütün olarak zor ve acı verici bir etkinlik şeklinde ele alan yaklaşımların ortaçağ dünyasına damgasını vurması insanlık tarihi açısından bir hayli üzücü bir durumdur. Daha üzücü olanı ise, bu yaklaşımların varlıklarını şu ya da bu biçimler altında halen sürdürmekte olmalarıdır.